
çocukluğa uçurtma
gökyüzünün telli duvağına yakalandım küçüldükçe
yaslasaydım düşlerimi keşke börtü böceğin çiçeğin uğultusuna
beş adımda beş taş bilyelerimi kaybettim saklanmıştım güneşe
moraların morarma mevsimi bir aşka durmuş ellerimi unutmuşum
derinden derine çimen kokusu karıncaların göç yolları gözlerim
yuvasından uçurduğum kuşlar affedin beni düşlerim gökyüzü
karaağaçların karaltısında usulcacık bir dere olsaydım
aksaydım kâğıttan kayıklarımla beni bekleyen denizlerime
kemeraltı’nda kumaş kokularına sinmiş kara önlük günleri
kaybolduğum sokaklardan adsız çocuklara bir gönderme
eğri büğrü yollarında çömlekçi’nin bir alfabelik koşu
burdan ötesi sınır boyları hayatımıza dair ne varsa
dikenli tellere takıldı mintanım kış günü içim ısınsın
anlat bana ey çocukluk unutma mevsimini kiraz ağaçlarını
gövdesine yaslandığım kızılcık belleğin rengi hatırladıkça
denize doğru uzansaydım gam yemezdim sevseydin beni
sokakları azımsama yıkılan evleri boydan boya arafilboy
kentlere dair aşklara boyun eğmişim tuğram bozuk
trabzon adımla unuttuğum kent kalbimin yarısı kurtarılmış bölge
ocağına düşmüşüm ey hayat ey şiir çocukluğa uçurtma

